Henri Cartier Bresson

Bana favori fotoğraf karen hangisidir diye sorulsa şüphesiz aklıma gelecek ilk karelerden biri Henri Cartier Bresson’a ait bu karedir. Bresson’un arşivine baktıysanız, ona ait en iyi karenin bu olmadığını düşünebilirsiniz ama ben nedense bu fotoğrafı kendime yakın hissediyorum. Sanki Fransa’da küçük bir kafede oturmuşum da yanımdaki masada oturan bu çiftin konuşmalarını dinliyor, davranışlarını izliyormuşum gibi. O masaya otururken ne konuştuklarına şahit olmuşum, kalktıklarındaysa nereye gideceklerini biliyormuşum gibi hissediyorum. Onlar bir fotoğraf karesinin kahramanları değiller de sanki az önce selamlaştığım, karşı masamda oturan iki sevgililermiş gibi yakın geliyor bu kare.

Henri Cartier Bresson ve Berenice Abbott benim en sevdiğim fotoğrafçılardır. Abbott sanatında mimariye ve kentsel tasarıma odaklanırken, Bresson daha çok insanı, sokağı konu edinir. Bu yazıya Bresson’a ait sevdiğim bir kare ile başladığım için devamını da Bresson ile getirmek mantıklı olur. Bilmeyenler için özetlemek gerekirse, Henri Cartier Bresson belge fotoğrafçılığının tanınmış isimlerindendir. 1908 yılında Paris’in küçük bir köyünde doğan sanatçı 1929 yılında Cambridge’e girerek resim ve edebiyat öğrenimi almıştır. Sanatçı ‘sokak fotoğrafçılığı’nın gelişmesinde öncü olmuştur.

Bresson ile ilgili bir başka can alıcı konu ise Jean Renoir’ın 1936 yapımı ‘Partie de Campagne’ ve 1939 yapımı ‘La Regle du Jeu’ adlı filmlerinde hem oynaması hem de asistanlık yapmadır. Böylece Renoir’ın sayesinde de Bresson’u kameranın hem önünde hem arkasında izleme zevkine ulaşabiliyoruz.

Bresson fotoğraflarını 35 mm Leica ve 50 mm lens  kullanarak çekiyormuş. Manzara fotoğrafı çekecekse de geniş açılı lensler kullanmayı tercih ediyormuş. Yukardaki makine de Bresson’un ilk Leica’sıymış.

Bresson küçük bir çocukken sanata müzik çalışmalarıyla başlamış fakat bu konuda başarısız olunca resme yönelmiş. Böylece ressam olan amcası Louis’den resim dersleri almaya başlasa da amcasını I. Dünya Savaş’ında kaybettiği için bu süreç fazla uzun olmamış. Daha sonra 19 yaşında özel bir resim akademisine başlayan sanatçı, Kübist ressam ve heykeltraş olan Andre Lhote ile çalışma fırsatı bulmuş. Llote öğrencileri ile Louvre müzesinde çalışırmış böylece bu dönem, Bresson’un modern sanata olan ilgisinin Rönesans döneminin başarılı isimleri Jan van Eyck, Paolo Uccello, Masaccio, ve Piero della Francesca nın eserleriyle harmanlaması kaçınılmaz olmuş.

(kaynak: wikipedia ve lacasapark)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s